9 Mayıs 2008 Cuma

Blackberry ve iPhone Rekabeti




iPhone renkli tasarımı ve kullanışlı yapısıyla tüketicinin dikkatini çekmeyi başarmış. Tabi bunu başarmasında reklamın payı büyük. Akıllı cep telefonu olan iPhone' nun kullanıcı kitlesi artmış ve pazar payı büyümüş. Buarada rekabetçilerini de endişelendirmeye başlamış. Önceleri Blackberry'nin üreticisi RIM şirketinin, iPhone'nun piyasa girmesiyle satışları artmış. Çünkü sıradan kullanıcılarda akıllı teli tercih etmeye başlamışlar. Daha sonra iPhone'nun pazar payı BlackBerry'i geçmeye başlamış. Ve şuan geçmiş durumda. Yapılan anketlerde kullanıcıların %79 'u iPhone'u tercih ederken %54'ü Blackberry'i tercih ediyormuş. Pazarda Blackberry güvenlik açısından daha iyi durumdaymış iPhone'a göre . iPhone bunun üzerine ne yapmış dersiniz? Güvenlik açısından oldukça iddialı Android projesiyle Google'da akıllı tel pazarına girmiş. Dolayısıyla Blackberry'nin endişe sebepleri artmaya başlamış. İkiside şuan oldukça yeni ve kullanışlı ürünler çıkartma hazırlığında ve rekabet oldukça büyük. Bana kalırsa iPhone için hazırlanan yeni programların özellikleri BlackBerry'yi gölgede bırakacak kalitede. Apple, telefona 3-boyutlu görüntü gösterme özelliğini eklemiş, ayrıca sensörler aracılığıyla hareket ettirildiğinde telefonun bunu algılayabilmesini sağlamış. Bu da özellikle bilgisayar oyunu alanında iPhone'u çok güçlü kılıyor. Bence iPhone olayı iyi yakalamış ve bilgisayar oyunlarına da yönelmiş. Fakat Blackberry'nin böyle bir girişimde bulunmaya niyeti yokmuş.Yani sadık kullanıcı kitlesine güvenmekle kalmaktan başka pekte bir çaresi kalmıyor Blackberry'nin. Bakalım ilerleyen günlerde neler olacak iki rakip firma arasında?Hep beraber görücez ama bana kalırsa tüketicilerin zevklerini dikkate alarak sürekli farklı ve yeni şeyler üreten iPhone karşısında Blackberry'nin işi zor. İkisine de kolay gelsin ne diyim rekabet zor iş ...

LÜKS ÜRÜNLER DE TELEVİZYON REKLAMINA BAŞLIYOR

Medya planlama şirketleri , lüks tüketim ürünleri için en uygun mecranın dergi olduğu konusunda hemfikirdir. Dergilerin baskı kalitesi , okuruna dolaysız ulaşması , hedef kitlenin net biçimde segmente edilebilmesi ve uzun süre saklanması , moda , kozmetik , elektronik hatta otomotiv sektörü için önemli katma değer sunar. Televizyon genel bir kitleye seslendiği için , lüks kategorisine çok uygun değildir. Geçtiğimiz ay , Louis Vuitton , bu kanıyı yıkarak , aralarında CNN ve BBC gibi önemli isimlerin de olduğu bir dizi kanalda reklam yaptı. Şubat 15 ‘ten itibaren sinemalarada ve uydu ve kablo aracılığıyla yayın yapan televizyonlarda 90 saniyelik bir reklam filmi yayınlamaya başladı. TNS Media Intelligence verilerine göre 2007 yılında 35 milyon dolarlık reklam bütçesinin tümünü gazete ve dergilere ayıran Louis Vuitton ‘un bu yıl bütçesini artıracağı öngörülüyor.
LV , moda endüstrisindeki en önemli markalardan biri. Trendleri belirlemekteki gücü tartışılmaz. Şimdiye kadar televizyonu ağırlıklı olarak parfüm markalarını tanıtmakta kullanan ünlü moda kuruluşlarının bu akımı izlemeleri mümkün. Bu da her yıl pazar payı azalacağı ve internetin karşısında yok olacağı iddia edilen televizyonlar için şüphesiz çok önemli bir taze gelir kaynağı olacak.

7 Mayıs 2008 Çarşamba

pet taksi


Şuana kadar birçok hayvan besledik ailecek evimizde, kuş(hatta güvercin bile:)), kaplumbağa, balık, civciv(ama o civcivler hiç büyümedi), bikaç tane kedi (yaklaşık 1 ay önce 15 yaşındaki kedimizi kaybettik:( ) ve şuan 2 tane köpeğimiz var ama malesef Bursa'dalar ve İzmir'e getirebilme gibi hiçbir şansım yok artık. Boxlarıyla bile yolcu otobüslerinde getirip götüremiyoruz onları yani araban varsa evinde köpek yada kedi bakabilirsin yada evden çok uzaklarda olmamanız gerek. Buda birçok insanın yapamadığı birşey ve olur yanı da çok fazla değil zaten eğer evinizdeki hayvanınızı emanet edebilceğiniz biri yoksa (aa hayvan bakıcılığı da başlatılabilir mi acaba yazarken aklıma düşüverdi:) ) Bunun için Mehmet Taşkınoğlu adındaki sevgili abimiz, biz hayvanseverler evinde özellikle köpek bakmak isteyen, bakan fakat yol problemi olanlar için Pet Taksiler yapmış. Bu fikirde arkadaşının köpeği hastalanıp hiçbir taksinin köpeği kabul etmemesi ve kendisinin gidip arkadaşının köpeğini veterinere götürmesi sonucu aklına geliyor. Şuan İstanbul'un heryerinde hizmet vermekteymiş. Hatta istanbul'dan şehir dışına bile gidebiliyorlarmış. Üstelik hijyene,hayvanın rahatlığına önem verdikleri için çalışanlar eğitimli kişilerden oluşuyormuş yani anlayacağınız sizin evcil hayvanınız taksilerde paşalar gibi ağarlanarak geçiriyor yolculuğunu. Fiyat olayına gelincede taksi deyince insanın kafasında hemen bir taksimetre canlanıyor fakat bu pet taksilerimizde böyle bir uygulama yokmuş. 5ytl ile açılış yapıyorlarmış sonra kilometre başına 2 ytl ekleniyormuş. Birde 20-30 tuttuysa,uzak mesafeyse ona görede indirimleri varmış. Valla güzel düşünmüşler ne diyim. Tabi hayvan bakan bilir diyerek yazımı noktalıyorummmm.

28 Nisan 2008 Pazartesi

ISLAMIC HOLIDAYS


Bir süredir gündem de olan konulardan biri bu İslam otelleri. Gazetelerde, televizyon kanallarında ve bunun gibi pek çok yerde adından söz ettiriyor. Türkiye’de sayıları 20’yi bulan bu tesettür otelleri “Islamic Holidays” sloganıyla yurt dışı turizm fuarlarında da tanıtılmaya başlanmış. Alkollü içki servisinin yapılmadığı, erkek ve kadınların ayrı havuzlara girdikleri, kadın müşteriye kadın garsonun verildiği, kameralı telefonun kabul edilmediği ve buna benzer pek çok şeye sahip bu oteller. Artık yasak mı dersiniz yoksa hizmet mi onu bilemem ama, bu otellere yurtdışından müthiş bir talep varmış. Aslında bunda pek de şaşılacak bir şey yok. 1980’lerden beri tüm dünyada yeni bir sağ anlayışı yükseliyor. O yüzden bugün Islamic Holidays’i pazarlayanlar, kapitalist ekonominin her türlü nimetinden faydalanıyorlar. Misal; taksitli satış deseniz var, internet üzerinden tanıtım deseniz var. Manzara aynı manzara, havuz aynı havuz, açık büfe aynı açık büfe… Peki değişen ne? Değişen tek şey; afişlerdeki mayolu kadını kaldırın, yerine tesettürlü bir kadın koyun yeter. Nasıl Coca Cola ya da Burger King gibi dünya markaları Ramazan ayı geldiğinde yerelleşiyorlarsa, Islamic Holidays firmaları da aynı şeyi yapıyorlar. Yani anlayış şu; ister kapalı olsun ister açık olsun, sonuç olarak herkes tatil yapmalı, herkes tüketici olmalı mantığını güdüyorlar. Belki de İslami tatil konusuna bir de bu yönden bakılmalı. Sonuçta modern dünyanın getirdiklerini reddetmeyip, onu kendine uyarlamasını bilmekte bir pazarlama taktiği.

27 Nisan 2008 Pazar

İngiliz’in evine kaplumbağa Fransız restoranlarına kurbağa bacağı satıyoruz


Geçen günlerde arkadaş grubumda katıldığım sohbet sırasında öğrendiğim bir bilgi benim çok ilgimi çekti ve beni çok şaşırttı. Soframızın vazgeçilmez lezzetlerinden olan tavuğun ayaklarının Çine ihraç edildiğini ve bu tavuk ayaklarının çinliler tarafından çerez niyetine tüketildiğini öğrendim ve bunun üzerine yaptığım bi araştırmayı paylaşmak istedim.

İhracatçılar tavuk ayağı, kaplumbağa, kurbağa bacağı, sülük, midyat güvercini ve salyangoz gibi birbirinden ilginç ürünleri yurtdışına satıyor. Tüketicisi olmadığı için Türkiye’de tutulmayan ancak Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok yerine gönderilen bu ürünlerin üretimi de ülkemizde her geçen gün artıyor. Piliç üreticileri Çin ve Almanya gibi ülkelere tavuk ayağı gönderirken, Bandırma’da yetiştirilen kurbağalar Fransa’daki lüks restoranlarda servis ediliyor. Foça’da çiftlikten çıkan kaplumbağalar, İngiltere başta olmak üzere Avrupa’daki evleri süslüyor. Hollanda ve İsviçre’den talep gören Midyat güvercinlerinin de Avrupa’da festivalleri düzenleniyor. Yabani sülükler ise Japonya’da güzellik kremlerinde kullanılıyor.

Türkiye’de tüketimi olmayan bir başka ihracat kalemi ise tavuk ayağı. Türkiye’den 5 yıl önce yurtdışına gönderilmeye başlanan tavuk ayağı ihracatı bugün 30 milyon dolara ulaştı. Özellikle Çin ve Vietnam gibi ülkelere yapılan tavuk ayağı ihracatının 25 bin tona ulaştığı söyleniyor ve diğer üreticilerinde faaliyete geçmesi halinde Türkiye’den yapılan ihracatın 100 milyon doları geçebileceğine dikkat çekiliyor. Bu edindiğim bilgi beni bir vatandaş olarak çok memnun etti. Tavuk çiftliklerinde kesilen tavukların ayaklarının çöpe gitmesi yerine ihraç edilmesinin gerçekten çok olumlu olduğunu düşünüyorum.

20 Nisan 2008 Pazar

Makyajlı Volvo


Biraz araba reklamı gibi bir blog olacak ama anlatmak istediğim, bir Fiat Bravo veya bir Megane 2 veya aynı sınıfa ait bir otomobile vereceğimiz parayla Volvo gibi güvenliğiyle ün yapmış bir otomobile sahip olabiliriz. Hem günümüzde bildiğiniz gibi benzinde kriz yaşanmakta ve her geçen gün devamlı zam yapılmakta ve Volvoda buna çözüm getirmiş gibi. Dizel versiyonu çok az yakmakta, ortalama 100 km'de 4.6 lt, hayli tatmin edici. Yani Volvonun böyle bir model çıkrarak hedef kitlesini birazda değiştirmişte olsa yinede iskandinav tarzını değiştirmedi. Türkiyede baba arabası diye bilinen Volvolar artık biz gençlerede hitap ediyor. Yeni S40’da 10 beygirgücü artışla 230 hp güç sağlayan T5 motorun yanı sıra, 100 hp 1.6, 125 hp 1.8, 145 hp 2.0, 140 hp 2.4 ve 170 hp 2.4i olmak üzere beş benzinli ve 240 NM Tork ve 109 hp güç sağlayan olan 1.6 Turbo Dizel motor seçeneği bulunuyor. Özellikle tutumlu ve sportif özellikler sunan 1.6 Turbo dizel motor seçeneğinin bir hayli ilgi çekeceği tahmin ediliyor. Euro 5 Avrupa egzoz atığı değerlerine uygun ilk motor olan ve 400 Nm torku ile dikkat çekmesi beklenen D5’te 2007 sonuyla pazara sunulmuş durumda.

Yenilenen S40’ın isteğe bağlı, hareketli Bi-Xenon farları, sürücünün direksiyon hareketine paralel olarak hareket edebiliyor. Diğer taraftan otomobilin hava yastıklarının açılması durumunda otomatik olarak çalışan flaşörler, karanlıkta meydana gelebilecek kazalarda, arkadan gelen sürücülerin dikkatini çekmeyi amaçlıyor. Fren lambalarındaki Acil Frenleme Lambası (EBL) da , fren pedalına sert basılması durumunda, fren lambalarının hızla yanıp sönmesini sağlayarak arkadan gelen sürücüyü uyarıyor.

Yenilenen Volvo S40’ta isteğe bağlı olarak Alpine marka amplifikatör, Dolby Pro Logic II Surround ve Danimarkalı Dynaudio firmasının ürettiği hoparlörlerden oluşan birinci sınıf ses sistemi de sunuluyor. MP3 veya WMA türnde dosyalarında çalınmasına olanak sağlayan ses sistemleri High Performance ve Premium Sound modelleri ile standart olarak sunuluyor. Sadece performansıyla ya da yakıt tüketimiyle değil, bunun yanında multimedia olanaklarıylada Volvo bir adım önde gibi. Zaten güvenliği hakkında yoruma gerek yok, yukarıdaki açıkla bize herşeyi anlatıyor.

12 Nisan 2008 Cumartesi

HAMAMLARDA NELER OLUYOR ?


Özel bir kütür ve mimarinin simgesi olan hamamlar… Hepimizin bir defa bile olsa gittiği ve son derece keyif aldığı yerlerden biriydi hamamlar. Özellikle de turizm açısından sahip olduğumuz güçlü kaynakların başında geliyordu. Peki son zamanlarda bu kültür simgelerinde neler oluyor? Tarihçesi Romalılar’ a dayansa da hamam denince akla gelen ilk ülke Türkiye’dir. Tarihten beri hamamlar yerli yabancı herkesin ilgisini çekmeye devam etse de, şu günler de ne yazık ki hamamlarımız tarih olmakla yüz yüze. Özellikle İstanbul’ da bulunan ve muhteşem mimarileriyle çoğu insanın dikkatini çeken İstanbul hamamlarından, 1952 yılında 73 tane hamam aktifken, bugün 30’lu rakamların altına düşülmüştür. Peki tarihimizde bu denli bir geçmişi olup da, şu günlerde bu derece gerileyen hamam geleneğini buralara iten sebepler nelerdi? Aslında bu sorunun cevabını bulmak o kadar da zor değil. Özellikle son yıllarda hızla gelişen ve büyüyen SPA’ lar, bunların yanı sıra çok değişik yöntemler ve teknolojiler kullanan masaj salonları bunlardan sadece bir kaçı. Peki bu derece büyüyen ve inanılmaz bir rekabet ortamı yaratan bu faktörlere karşı hamam işletmecileri boş mu duruyor? Kesinlikle hayır. Artık bir şeyler yapılması gerektiğini anlayan işletmeciler de, değişik yöntemlere başvurarak eski günleri geri getirmeye çalışıyorlar. Kimisi hamam bünyesinde SPA hizmeti, kimisi krem masajı, kimisi de yeni masaj odalarında otantik bir dekorda müşterilerine hizmet veriyor. Yani tarih boyunca kültürümüzün en önemli ve renkli öğelerinden biri olarak varlığını sürdüren hamamlar da, son yıllarda SPA kültürünün yaygınlaşmasıyla kendilerini yenileme yarışında buldular. Peki hamamlarda yapılan bu değişiklikler işe yaradı mı? Elbette yapılan her yenilik ve değişim olumlu olarak hamamlara döndü. Ve bence bunlardan en önemlisi olan reklam tanıtımları yapıldı. Hem de Kültür ve Turizm Bakanlığı’ nın hazırlamış olduğu 2008 yılı Türkiye tanıtımı filminde hamamlarımızdan da kareler oluşturuldu. Önceden sadece tarihi hamamlara yer verilirken, şimdi modern hamamlar da tanıtımlarda yerini aldı. Belki de bu değişim ve rekabet ortamı olmasaydı kalan o hamamlarımızda hızla yok olacaktı. O yüzden bence bu modern hamam işi iyi oldu. Hem hizmet açısından hem de rekabet ortamının oluşmasından dolayı herkes kendini yenileme çabasına girdi. Ne diyelim inşallah böylesine köklü, böylesine bizle kalıplaşmış olan bir kültürü hiçbir zaman kaybetmez ve ona her zaman sahip çıkarız.